Banka bebek ‘Sevda’sı! Sevda Demirel de ‘babasız bebek yetiştiren’ ünlüler kervanına katılıyor. Şansını önce Kıbrıs’ta deneyen ardından ABD’de karar kılan şarkıcı, bu ülkedeki bir sperm bankası vasıtasıyla gebe kaldı. Demirel, “Melez bebek sevdiğim için siyahi erkek tercih ettim” dedi.
AŞKA İNANCIM YOK!
BÖYLE bir karar almanın hiç kolay olmadığını söyleyen Demirel, nedenlerini şöyle sıraladı: “Anne olmak istiyordum ama aşka ve erkeklere inancım kalmamıştı. Etrafımda babalık vasfına sahip adam da bulamadım.”
Oyuncu Leyla Bilginel ve Münir Özkül’un kızı Güner Özkul’dan sonra Sevda Demirel de anne olmak için sperm bankasını seçti. İki haftalık hamile olan Demirel, önce şansını Kıbrıs’ta denediğini ama aksiliklerle karşılaşınca Amerika’da bir sperm bankasına başvurduğunu söyledi.
SİYAHİ SPERM SEÇTİ
Melez çocukları çok sevdiği için sihayi bir erkeğin spermlerini alan Demirel, şöyle konuştu: “Uzun zamandır anne olmak istiyordum. Ama kimseye güvenim, aşka da inancım kalmadı. Erkek arkadaşlarımla evlilik noktasına geldiğim zaman ya aldatıldım ya da sorunlar yaşayıp ayrıldım. Bu yüzden baktım ki etrafımda babalık vasfına sahip insan yok, ben de çocuğumun sorumluluğunu tek başıma almaya karar verdim.” Demirel, bu konuda en büyük cesareti, Leyla Bilginel’den aldığını söyledi.
İspanya’nın AB ile ilişkilerden sorumlu Devlet Sekreteri Diego Lopez Garrido, “Son ana kadar çalışan İspanya, Türkiye için son dakika golü attı” dedi
Türkiye’nin AB katılım müzakerelerinde bugün yeni bir fasıl açıldı. İspanya’nın AB dönem başkanlığının son gününde açılan “Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı” faslı ile müzakarelerde açılan başlık sayısı 13′e yükseldi. İspanya’nın AB ile ilişkilerden sorumlu Devlet Sekreteri Diego Lopez Garrido, “Son ana kadar çalışan İspanya, Türkiye için son dakika golü attı” dedi.
“Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı” faslı, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in katılımıyla AB Konseyinde düzenlenen Hükümetlerarası Konferans’la müzakerelere açıldı.
Türkiye’nin AB müzakerelerinde bakanlar düzeyinde 9′uncusu düzenlenen Hükümetlerarası Katılım Konferansında AB tarafını İspanya Dışişleri Bakanı Miguel Angel Moratinos ve AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle temsil etti.
İspanya, 6 ay önce dönem başkanlığını devraldığında Türkiye ile 4 fasıl açmak istediğini duyururken, bazı üye ülkelerin siyasi engellerini aşamayınca en azından bir fasıl açabilmek için büyük çaba gösterdi. İspanya, gıda güvenliği faslında açılış kriterlerini karşılamasının adından AB üyelerinin fasıl açılışına onay vermesi için normalde birkaç ay uzayan süreci 10 güne kadar indirerek adeta rekor hıza ulaştı.
Gıda güvenliğiyle birlikte Türkiye, 2005 yılında tarama süreciyle başlayan AB katılım müzakerelerinde 13 faslı açmış oldu. Türkiye, katılım müzakerelerinde 2006 yılının ilk yarısındaki Avusturya dönem başkanlığında tek, 2007′nin ilk yarısındaki Almanya dönem başkanlığında üç, 2007′nin ikinci yarısındaki Portekiz ile 2008′de Slovenya ve Fransa dönem başkanlıklarında ikişer ve geçen yılın ikinci yarısındaki İsveç dönem başkanlığında tek fasıl açmıştı.
“SON DAKİKA GOLÜ”
İspanya’nın AB ile ilişkilerden sorumlu Devlet Sekreteri Garrido, Türkiye-AB Hükümetlerarası Katılım Konferansı’nda bugün yeni bir faslın açılmasıyla ilgili olarak, “son ana kadar çalışan İspanya’nın, Türkiye için son dakika golü atmış olduğunu” söyledi.
Garrido, İspanya’nın AB dönem başkanlığının bugün son günü olması dolayısıyla düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde yeni başlık açılacak olmasına atıfta bulunarak, “Bugün Avrupa’da Türk günü!” diye espri yaptı.
Türkiye ile yeni müzakere başlıkları açılması için İspanya’nın baştan beri büyük bir çaba sarf ettiğini belirten Garrido, “Yeni bir başlığın müzakereye açılacak olması bizim için memnuniyet verici bir gelişme. Dünya Kupası dönemindeyiz ve birçok maçın son anda atılan gollerle kazanıldığını da gördük. Son ana kadar çalışan İspanya, Türkiye için son dakika golü atmış oldu” dedi.
Garrido, AB nezdindeki daimi temsilcilerden oluşan COREPER’in Türkiye ile müzakerelerde 12 numaralı başlık olan “Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı” faslının açılmasını oybirliğiyle kabul ettiğini, son kararın bugün öğleden sonra yapılacak Türkiye-AB Hükümetlerarası Katılım Konferansında alınacağını söyledi.
“Türkiye-AB ilişkisi bizim için stratejik ve Türkiye’nin AB üyesi olmasını her zaman savunduk” diyen Garrido, konuşmasına şöyle devam etti:
“Hep aynısını söylüyoruz, ama bu süreçte Türkiye’nin de yapması gerekenler var. Kopenhag kararlarını tamamen uygulamalı. Ama tabii diğer yandan sürecin devam etmesi için müzakere başlıkları da açılmaya devam etmeli. Türkiye’nin AB ile müzakerelerinde Kıbrıs’ın (Rum kesimi) büyük etkisi olduğu biliniyor. Ancak biz bu yüzden kötümser olamayız. Kıbrıs sorununu sabahtan akşama bir günde çözemeyiz. Bu bizim elimizde değil, ama her zaman ileriye doğru yürümeliyiz. Bu yüzden yeni başlık açılması için son ana kadar savaştık.”
Yayınlandığı günden beri reyting rekorları kıran Aşk-ı Memnu ekranlara veda ediyor.
Türkiye’nin en çok izlenen dizilerinden Aşk-ı Memnu’nun merakla beklenen finali müthiş geçti…
Haftalardır merakla beklenen Aşk-ı Memnu’nun finalinde hüzün hakimdi…İşte finalde yaşananlar:
- Bihter, eşi Adnan Bey ve sevgilisi önünde intihar etti. Bihter’in annesi Firdevs Hanım üzüntüden felç geçirdi…
- Adnan Bey’e gerçekleri anlatan Beşir, hayata gözlerini yumarken, Nihal bir süre tedavi gördü.. Daha sonra Matmazel, Adnan Bey, Bülent ve Nihal’le yolculuğa çıktı..
Finalin sürprizlerinden bir tanesi de Behlül’ün görüntüsüydü..Bihter’in mezar başında ağlayan Behlül gözyaşlarına hakim olamadı ve ‘Behlül kaçar’dedi…
Yayınlandığı günden beri reyting rekorları kıran Aşk-ı Memnu ekranlara veda ediyor
Aşk-ı Memnu ‘veda’ (CANLI)
Yayınlandığı günden beri reyting rekorları kıran Aşk-ı Memnu ekranlara veda ediyor.
Güncelleme:24 Haziran 2010 21:01
Aşk-ı Memnu ‘Veda’ oldukça heyecanlı bir bölümle ekranlara veda ediyor…İşte finalde yaşananlar:
..VE DİZİ START ALDI
- Bihter’le Behlül koruda buluştu. Behlül, Bihter’le birlikte olamayacağını ve Nihal’i bırakamayacağını söyledi. Behlül, gözyaşlarına boğulurken Bihter sinirli bir şekilde odasına çekildi..
– Adnan Bey, Bihter’le evlendiğine pişman mı oldu? Adnan Bey’in iç hesaplaşması artarak sürüyor…
- Bihter, odasında annesinin yanında gözyaşlarına boğuldu ve ekledi: ‘Anne nasıl dayanacağım..’
- Ölüm döşeğinde yer alan Beşir, Matmazel’e Nihal’e olan aşkını anlattı. Matmazel de, koruda Bihter’le Behlül’ün tartıştığını ve vedalaştıklarını belirtti.
– Adnan Bey, akşam yemeğinde eşi Bihter’e ayrılmak istediğini açıkladı..
- Adnan Bey söz aldı ve : ‘Yatak odamız dışında bizi bağlayan bir şey daha olacaktı. ama sen bebeğimizi benden habersiz aldırdın.. Bihter, hala bütün bir hayatı benimle paylaşmak istediğinden emin misin?’ dedi…
- Bihter, boşanma isteğinden sonra hemen Behlül’ü aradı ve ‘Adnan benden boşanmak istiyor. Özgürüm artık. Nihal’i hemen bırakmak istemezsen bir süre daha seni beklerim’ dedi..Behlül ise ‘Ben Nihal’i bırakmak istemiyorum ifadesini yineledi..
- Nihal’le Behlül’ün düğününe sayılı saatler kala Nihal, Bihter’i aradı.. Bihter de Nihal’e ‘Sen kazandın’ dedi ve ekledi: ‘Ben kaybettim gururumu, onurumu…’
- Adnan Bey’i , takip eden Matmazel, Adnan Bey’e ‘Hissettiğim birşeyler var, Behlül, Nihal’e ve size ihanet ediyor. Nihal Behlül’ele evlenmemeli’ dedi..
– Adnan Bey, Matmazel’le konuştuktan sonra Beşir’in yanına geldi ve ‘Bana her şeyi anlat Beşir’ dedi.. Beşir de ‘Nihal’i öldürüyorlar Adnan Bey.. Bahçede onları gördüm Adnan Bey.. Behlül’le Bihter Hanım’ı..’ dedi…
Tatil arası veren dizinin 33. bölümünde heyecan ve gerilim hakimdi.
Eyşan, Bahar’ın cenazesi başında Ezel’den onu çağırmasını istedi. Ezel, “Bahar” diye seslendi ve Bahar gelmeyince Eyşan, odadan çıktı ve Kerpeten Ali’ye “Ali biliyor musun Bahar ölmüş” diyerek olayı kabullendi.
EYŞAN: ÖDEŞTiK mi ŞiMDi?
Önceki bölüm kendisine çok ağır hakaretlerde bulunan Ömer’in kardeşi Mert’le yüzleşen Eyşan, “Ödeştik mi şimdi? Kardeşini kaybetmek neymiş anladım şimdi. Bahar’ı verince ödeştik mi şimdi hepinizle” diye konuştu.
KERPETEN ALi: BAHAR’ı SEN ÖLDÜRDÜN
Ali’yi atölyede bulan Ezel, hiç beklemediği sözler işitti. Önce Ali, soygun sonrasında neler olduğunu anlattı. Hepsinin orada paralarla birlikte toplandığını ve işin arkasında Ezel’in babası Serdar olduğunu açıkladı. Ezel, ilk kez bu gerçeği öğrendi ve büyük bir şok yaşadı.
Ömer, “Her şeyi o hesapladı. Önce kimse ölmeyecekti. Serdar, “Ömer oradan çıkmamalı” dedi. Hepimiz de kabul ettik, yaptık” diyerek yaşananları anlattı.
Kerpeten Ali’nin “Bahar’ı intikam almak için yaptığın alangirli işler öldürdü” diyerek Ezel’e çıkışması üzerine buna çok kızan Ezel, “Sen kimsin bana laf edecek?” diyerek hiddetlendi.
Ancak Ömer’i şu sözleri onu derinden sarstı:
“Bakıyorum, bakıyorum Ömer yok artık içinde.”
EZEL, GERÇEĞi ÖĞRENiYOR
Ezel, benzer sözleri Eyşan’dan işitince iyice sarsıldı.
Eyşan, “Ben Ömer’le olmak için her şeyi verirdim. Babam olacak o adam yanıma geldi. ‘Kardeşin ölecek, ya bu oyunu yapacağız Ömer’e ya da Bahar ölecek, seç birini… Seçtim, Bahar’ı seçtim. Ömer’i değil onu seçtim” diyerek Ezel’e onu hapse göndermelerinin altında Bahar’ı kurtarmak olduğunu ilk kez açıkladı.
Bu sözlerle bir hayli sarsılan Ezel, ne diyeceğini bilemedi. Başka yollar olabileceğini ifade eden Ezel’e Eyşana, “Fakir insanlar için başka yol yok. Başka yol zengin insanlar için. Benim için başka yol yoktu. Ne yapsaydım ölse miydi kardeşim?” diyerek onu neden sattığının açıklamasını yaptı.
Ezel’in asla Ömer olamayacağını söyleyen Eyşan’ın sözleri Ezel’de derin bir sarsıntı yarattı.
Eyşan’ın son sözleri Ezel’in intikam duygularının aynısını yansıtıyordu: “içimde ne kadar güç kaldıysa hepsini birleştireceğim. Bir gün bir şekilde sana karşı koyacağım. Kardeşimi öldürdüler ya bir şekilde, senin yüzünden. Onun intikamını alacağım, bedeli ne olursa olsun, ne kadar uzun sürerse sürsün, canım ne kadar yanarsa yansın; Ezel Bayraktar, önce senden alacağım.”
TEVFiK, RAMiZ’E KARŞı ÇıKTı!
Tevfik, Ramiz Dayı’nın yanına gitti. Ramiz Dayı, kızı Azad’ı kavganın ortasından çıkartmak için Tevfik’e emanet etmek istedi, ancak Tevfik, bunu kabul etmedi. Bu sefer tasmayı eline vermeyeceğini söyledi.
Ezel, görevin bittiğini söyleyerek yüklü bir para verdiği Şebnem’i yanından uzaklaştırdı.
EZEL’E KENAN BiRKAN’ıN ADAMıNDAN TELKiN!
Kenan Birkan’ın adamlarını takip eden Ezel, beklemediği bur durumla karşı karşıya kaldı. Girdiği bir mekanda çalan telefon Kenan Birkan’ın adamındandı. Kenan Birkan ile Ramiz Dayı arasındaki meselenin bir kadın meselesi olduğunu ve Kenan Birkan’ın büyük acılar çektiğini söyledi.
“Ezel Bey siz kandırılıyorsunuz, açın gözlerinizi. Bu hikayede kötü olan kişi Kenan Bey” değil diyerek, Ramiz Dayı’yı işaret etti.
Ezel, yıllar öncesinin gazetesinde yaşanan olayla ilgili haberi okudukça iyice kafası karıştı.
EYŞAN’DAN iNTiKAM YEMiNi
Eyşan, tek başına Bahar’ı toprağa verirken, uzaklardan Cengiz, onu izliyordu. Daha sonra Serdar ortaya çıktı ve Eyşan ona “Niye geldin?” diye sordu.
“Bir ailemiz yok artık” diyen Eyşan’a Serdar’ın yanıtı “Sen varsın” oldu. Eyşan, Bahar’a hiç babalık etmediği için babasını suçladı. Serdar, Bahar’ın mezarı başında ağladı.
“Sen toparlanacaksın. En korkunç oyununu kuracaksın. Çünkü ben Bahar’a yaptıklarını ölsem de yanlarına bırakmayacağım” diyen Eyşan, intikam yemini etti.
BAHAR’ı RAMiZ mi ÖLDÜRTTÜ?
Kenan Birkan’ın adamı Ezel’e Bahar’ın öldüğü gece hedeflerinin kendisi olduğunu ve Bahar’ı kendilerinin öldürmediğini söyledi. Adamın anlattığına göre Bahar’ı vurduran kişi Ramiz Dayı idi. Bunu yapmasının sebebi ise Ezel’i Kenan Birkan’a karşı kullanmak idi. işte, bu sözler Ezel’i bir hayli düşünceye sevk etti.
EZEL, RAMiZ’iN KARŞıSıNA ÇıKTı
Ezel, bu sözlerden sonra Ramiz’in yanına gitti. Ramiz Dayı, Kenan Birkan’a karşı Ezel’i gazladı. Senaryo aynen Kenan Birkan’ın anlattığı gibi gidince Ezel’in Ramiz Dayı ile ilgili şüpheleri biraz daha gün yüzüne çıktı. Ezel, Ramiz Dayı’nın Azad ile yurt dışına gitme önerisini kabul etti.
Duyduklarından çok sarsılan Ezel, büyük düşünceler arasında Ramiz Dayı’nın yanından ayrıldı.
Bahar’ın öldüğü gece Tevfik de siper almış ve bir karelik görüntü ekrana yansımıştı. Ezelciler şimdi bu senaryonun gerçek olup olmadığını sorguluyor?
KERPETEN ALi ÖLÜMDEN DÖNDÜ
Kerpeten Ali, silahıyla birlikte Kenan Birkan’ın şirketini bastı. Birkan’ın adamı Kerpeten Ali’ye durumun farklı olduğunu göstermek için önce Cengiz’i aradı ve ondan “Sizinle birlikteyim” yanıtını aldı. Daha sonra Ezel’i aradı ve onun da “Sizinle birlikteyiz” sözünü işitti. Kerpeten Ali, elindeki silahı bıraktı ve büyük bir şok yaşadı. Kenan Birkan’ın adamına saldıran ve onu boğmaya çılaşan Ali, elektrik şokuyla yerde kaldı. Kenan Birkan’ın adamı hem onu hem Cengiz’i hem de Ezel’i ortadan kaldıracaklarını ima etti.
RAMiZ: “EZEL’E KENDiMDEN ÇOK GÜVENiYORUM.”
Ramiz Dayı, kızı Azad’ı Ezel ile birlikte yurt dışına yolladı. Bu sırada eşine “Merak etme Ezel’e kendimden çok güveniyorum” diye konuştu. Ancak Ramiz Dayı’nın kızı Azad, Kenan Birkan’ın tetikçisini karşısında buldu. Tetikçi, “Sizi bir kez daha öldürmek zorundayım” diye konuşunca Azad, ne yapacağını bilemedi.
EZEL VE CENGiZ YÜZLEŞMESi
Ezel ve Cengiz, Kenan Birkan’ın mekanında yüzleşti. ikisi de geçmişi ve yaşadıklarını sorguladı. Cengiz, artık başka kötülük yapmak istemediğini ve Kenan Birkan’ın adamı olmayı da istemediğini söyledi. Cengiz, Ezel’in ortaya koyduğu silahla Rus ruleti yapmayı kabul etti. Ancak bu sırada Ezel ile Ramiz Dayı’nın önceden konuştukları anlaşıldı. Aslında Kenan Birkan, Ramiz Dayı’ya değil, Ramiz Dayı, Kenan Birkan’a oyun oynamaktaydı. Ezel, Cengiz’in başına silahı doğrulttu.
RAMiZ DAYı’NıN OYUNU
Kenan Birkan’ın adamı Ramiz Dayı’nın yanına gitti. Bu sefer oyunun bittiğini söyledi. Ancak Ramiz, ona sürpriz hazırlamıştı. Tevfik, tüm adamları harcadı. Ramiz Dayı, Kenan Birkan’ın adamını odaya soktu.
KERPETEN ALi AZAD’ı KURTARDı
Azad, gemiden inince karşısında tetikçiyi görmüştü. Ancak arkadan Kerpeten Ali çıkageldi. Tüm bu yaşananlar aslında Ramiz Dayı’nın bir oyunuydu.
SONUÇTA NE OLDU?
- Ezel, Cengiz’i öldürmedi. Ona kendisinin Ömer olduğunu açıkladı. Cengiz, buna inanmakta bir hayli zorlandı.
- Bahar’ı öldüren tetikçi onun kendisi için özel bir av olduğunu söyledi. Bu sözlerle deliye dönen Kerpeten Ali, tetikçiyi öldürdü.
- Ramiz Dayı, Kenan Birkan’ın adamını bıçakladı.
- Eyşan, Ezel’den intikam almak için Kenan Birkan’ın tarafına geçti.
- 6 ay sonraya gidildi Kerpeten Ali, Ramiz Dayı’yı tekerlekli sandalye ile taşıdı. Bu sahneden anlaşıldı ki, Ramiz Dayı, kavgada bıçak darbesi almış ve sakat kalmıştı.
- Ezel’in işine son verdiği Şebnem’in Cengiz ile işbirliği yaptığı ve Ezel’i anlattığı görüldü.
- Ramiz Dayı ve Ezel, adamları ile birlikte Kenan Birkan ile yüzleşti
Bu yıl 12.’si düzenlenen ‘Buluş Günü’nde Patent Şampiyonu Arçelik, başarılı mühendislerini ödüllendirdi
Uluslararası Patent Ligi’nde yer alan Arçelik A.Ş., bu yıl 12.’sini düzenlediği ‘Buluş Günü’nde yenilikçi ürünler geliştiren başarılı mühendislerini ödüllendirdi. 2005 yılından bu yana Türkiye Patent Enstitüsü tarafından düzenlenen listede ‘Patent Şampiyonluğu’nu açık ara sürdüren Arçelik’in, teknoloji üretme konusunda önemli başarılara imza atan 208 buluşçu mühendisi ödüle layık görüldü.
Yaratıcılığın ve yenilikçiliğin en önemli göstergesi olarak kabul edilen patent başvuruları ile Türk sanayinin lokomotifi olan, son 5 yılda Türkiye’de üretilen patentlerin % 10’nun sahibi Arçelik A.Ş., düzenlediği “12. Buluş Günü’nde 208 başarılı mühendisini ödüllendirdi. Arçelik A.Ş.’nin Çayırova İşletmesi’nde gerçekleşen törene Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı ve Arçelik A.Ş. Genel Müdürü Levent Çakıroğlu katıldı.
Ödül töreninde yaptığı konuşmada Çakıroğlu, “Dünya Fikri Haklar Örgütü’nün açıkladığı “Uluslararası Patent Ligi”nde ilk ve tek Türk şirketi olarak yer alan Şirketimizin, 1990’lardan bugüne, 20 yıllık bir Ar-Ge birikimi var. Türkiye’nin en yaratıcı mühendis ve teknisyenlerinden oluşan yaklaşık 800 kişilik bir Ar-Ge ekibine sahibiz” dedi.
Arçelik A.Ş.’nin tüm süreçlerinde bilgiye değer verdiklerini, yeniliği ve yaratıcılığı desteklediklerini vurgulayan Çakıroğlu, “Şirketimiz patent başvuruları ile Türk sanayinin lokomotifi haline gelmiştir. Patentlerle koruma altına aldığımız teknolojilerle bu konuda da önderlik etmekteyiz. Türkiye’de gerçekleşen Dünya Fikri Haklar Örgütü’ne (WIPO) patent başvurusu yapılan buluşların üçte birinden fazlasını Arçelik üretmektedir” dedi.
Türk Patent Enstitüsü tarafından verilen Türk Patent Ligi Ödülleri’nde üç senedir üst üste tüm kategorilerde birinci gelerek Patent Şampiyonu ve Patent Altın Ödülü sahibi olduklarını belirten Çakıroğlu “Dünyanın “ilk”lerini ve “en”lerini üreterek tüketicilere her zaman daha iyisini sunma hedefindeyiz. Şirketimiz yurt içinde ve yurt dışında birçok saygın kuruluştan ödüller aldı ve almaya devam ediyor. Ürünlerimizin başarısının ödüllerle tescil edilmesi teknoloji ve ürün geliştirmedeki üstünlüğümüzü bir kere daha ortaya koymaktadır” dedi.
208 buluşçunun ödüllendirildiği törende tüm katılımcılara teşekkür eden Çakıroğlu, “Teknoloji geliştirme, büyüme ve büyürken de ileri teknolojiden yararlanarak yeni alanlar ve ürünler oluşturma yarışı, her geçen gün daha üst boyuta taşınıyor. Bu süreçte kurumları ileriye taşıyan, teknolojiye ve dolayısıyla zamana ayak uydurmayı sağlayan en önemli unsur Ar-Ge faaliyetleridir” dedi ve sözlerini şöyle noktaladı: “Bizi geleceğe taşıyacak “Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” olarak ifade ettiğimiz vizyonumuzun ışığı doğrultusunda Şirketimiz sadece bugüne değil, yarının standartlarına da uygun ürün geliştirmekte, çevreye ve doğal kaynakları korumaya ve sürdürmeye yönelik hareket etmektedir ”
Dünyanın en saygın düşünce kuruluşlarından Chatham House, “ Türkiye Projesi” kapsamındaki ilk toplantısını Akbank ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirdi.
Dünyanın en saygın düşünce kuruluşlarından Chatham House’un “Türkiye Projesi” kapsamındaki ilk toplantısı 12 Haziran Cumartesi günü Akbank’ın ev sahipliğinde Sakıp Sabancı Müzesi’nde yapıldı.
“Yeni Bir Dönem: Küresel Politika ve Ekonomik Yapıda Değişimler” ana temasıyla gerçekleştirilen toplantıda, gündemdeki küresel gelişmelerle birlikte bölge istikrarı ve uluslararası ilişkiler açısından Türkiye’nin artan önemi de değerlendirildi.
Açılış konuşmasını yapan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye’nin, Avrupa’nın dış politikası ve güvenliğinde, enerji ihtiyacının karşılanmasında, yasa dışı göç ve terörizm ile mücadelesinde, sosyal dinamizmin arttırılmasında ekonomisi, jeopolitiği, genç ve dinamik demografisiyle belirleyici bir ülke konumunda olduğunu belirtti.
Türkiye’nin AB üyeliğinin, Türkiye ve AB için olduğu kadar dünya için de kazanç olduğunu vurgulayan Bağış, ”Bu ‘kazan-kazan’dan da öte üç boyutlu bir kazançtır. AB Düşünce Grubu’nun yayınladığı raporda vurgulanan; AB’nin ve Avrupa’nın karşılaştığı ve karşılaşacağı sorunların ve güçlüklerin aşılmasında Türkiye’nin anahtar bir role sahip olduğudur” dedi.
Türkiye’nin tüm aday ülkeler gibi halkının yararına olan reformları ve AB’ye uyum çalışmalarını yerine getireceğini belirten Bağış, “Türkiye’nin bu süreçte AB’den beklediği adil muamele ve ‘ahde vefa’dır. Türkiye üzerinde düşeni kararlılıkla yaparken, AB’nin de oybirliği ile alınan kararları uygulaması beklenmektedir. Türkiye’nin üyeliğinin kolay olmayacağı açıktır. Ancak, belki de Avrupa bütünleşmesine ve dünya barışına en fazla katkıda bulunacak adımlardan biri Türkiye’nin AB üyeliği olacaktır” dedi.
Toplantının açılış oturumuna Chatham House Mütevelli Heyeti üyesi, Akbank Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas üyesi Suzan Sabancı Dinçer başkanlık etti. Avrupa ekonomisinin zorluklar yaşadığı bu dönemde Türk ekonomisinin daha da güçlenerek yoluna devam ettiğini vurgulayan Sabancı Dinçer:
“Böylesi önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde, Chatham House gibi seçkin bir düşünce kuruluşunun İstanbul’da toplantı gerçekleştirmesi bir tesadüf değil. İstanbul, ekonomik güç dengelerinde yaşanan değişim çerçevesinde gelişmekte olan ülkelerin oynayacağı önemli rolü temsil eden bir merkez konumunda bulunuyor” dedi.
Küresel ölçekte yeni bir sorumluluk anlayışının oluşturulması gerektiğini belirten Sabancı Dinçer; “Bugün hükümetlerin, düzenleyici kurumların, iş dünyasının, yatırımcıların ve medyanın gündeminde istikrar ve güven temaları bulunmalı. Geleceğimize olan güveni tazeleyerek hep beraber büyümeyi destekleyecek istikrarlı bir ortam sağlamaya çalışmalıyız” dedi.
İlk oturumda ayrıca Akbank Uluslararası Danışma Kurulu Başkanı ve Brookings Enstitüsü Küresel Ekonomi ve Kalkınma Başkan Yardımcısı Dr. Kemal Derviş ile Chatham House Yönetim Kurulu Başkanı Dr. DeAnne Julius de birer konuşma yaptı.
Chatham House İstanbul Toplantısı’nın ikinci oturumunda “Politik Yapıda Değişiklikler” konusu ele alındı. Chatham House Direktörü Dr. Robin Niblett’in yönettiği oturuma İngiltere’nin eski Savunma ve Dışişleri Bakanı Sir Malcolm Rifkind ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün AB Danışmanı Zeynep Damla Gürel konuşmacı olarak katıldı.
Chatham House Direktörü Dr. Robin Niblett ise, “Chatham House olarak, küresel ekonomik ve politik gelişmelerin ele alındığı bu toplantının İstanbul’da gerçekleştirilmesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Sayın Suzan Sabancı Dinçer’e toplantının gerçekleştirilmesine yönelik katkılarından dolayı çok teşekkür ediyoruz. Yüzyıllardır Doğu ve Batı arasında kilit bir konumda olan Istanbul’un, küresel refah ve güvenlik konularına ilişkin uluslararası bir tartışma için en ideal şehir olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Chatham House hakkında:
Royal Institute of International Affairs adıyla Londra’da 1920 yılında kurulan Chatham House, refah düzeyi yüksek ve daha güvenli bir dünya yaratmak için bağımsız analiz, derinlikli tartışma ve etkili düşüncelerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamak amacıyla faaliyet göstermekte ve bu amaç doğrultusunda dünya genelinde yüksek profilli katılımcılar ile tüm dünyada konferanslar ve organizasyonlar düzenlemektedir.
Enstitü bugün yaygın olarak faaliyet gösterdiği binanın adı olan ‘Chatham House’ olarak bilinmektedir.
Kamuoyuna açık ya da kapalı olabilen toplantılarda, uluslararası ilişkilerdeki önemli gelişmeler, bu gelişmelere ilişkin geliştirilen politikaların içerik ve bağlamları hakkında küresel, bölgesel ve ulusal zorluklar üzerine bağımsız ve kapsamlı analizler geliştirilmesi ve politika yapıcılara kısa ve uzun vadede çözüm önerileri sunulması hedeflenmektedir.
Chatham House bu çerçevede yılda sayısı 40’ı aşan rapor, araştırma ve kitap yayınlamaktadır.
Chatham House aynı zamanda tanınmış “International Affairs” ve “The World Today” dergilerini de yayınlamaktadır.
Chatham House üyeleri arasında farklı disiplinlerden gelen akademisyenler, diplomatlar, medya mensupları, sivil toplum kuruluşları, politikacılar, politika yapıcılar, araştırmacılar ve iş dünyasından liderler bulunmaktadır.
Chatham House çalışmaları uluslararası konularda bilgi edinmek isteyen medya kuruluşları ve uzmanlar için önemli bir bilgi kaynağı olarak da kullanılmaktadır.
Türkiye Projesi hakkında:
Akbank’ın desteğiyle yürütülen Türkiye Projesi çerçevesinde, Türkiye’nin jeo-politik ve jeo-ekonomik konumundan kaynaklanan stratejik konular değerlendirilmekte ve bu konuların özellikle Türkiye, İngiliz, Amerikan, Avrupa ve diğer ülkelerin ekonomileri ve politikaları üstündeki yansımaları analiz edilmektedir.
Projede öncelikli konular arasında şu başlıklar bulunmaktadır:
Türkiye’nin bölgedeki stratejik rolünün değerlendirilmesi ve kuvvetlendirilmesi
Türkiye’nin sürekli ekonomik ve sosyal kalkınmasında ve Türkiye’nin dış ilişkilerde/dış ticarette işbirliği içinde olan ülkelerle olan ilişkilerinin geliştirilmesinde Türk bankalarının ve şirketlerinin sağlayabileceği stratejik katkının belirlenmesi
Türk şirketlerinin global ölçekte görünürlüklerinin ve etkinliklerinin arttırılması
Türkiye’nin AB üyelik sürecinin değerlendirilmesi ve desteklenmesi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 11 Haziran’da (dün) İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş ve İTO Yönetim Kurulu’nun tüm üyelerinden oluşan heyeti kabul etti.
Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’ndeki görüşme 45 dakika sürdü. Heyeti kabulünde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Ticaret Odası’nın Türkiye ekonomisinin yarısını temsil ettiğini ve çok önemli bir kurum olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan, İTO’nun çalışmalarını çok yakından ve memnuniyetle takip ettiğini belirtti.
Başbakan Erdoğan, “İstanbul Ticaret Odası’nın çalışmalarını takdir ediyorum. Fevkalade başarılı çalışmalara imza atıyorsunuz. Başarılarınızın artarak sürmesini diliyorum” dedi.
Ülkenin gündeminde bulunan önemli meselelerin de görüşüldüğü toplantıda, İTO heyeti adına konuşan Başkan Murat Yalçıntaş ise Başbakan’a gerek ekonomik, gerekse siyasi konulardaki kararlı tutumu sebebiyle teşekkür etti.
Hükümetin ekonomiye ilişkin duyarlılığı ve tam zamanında aldığı tedbirlerle Türkiye’nin küresel dünyada krizden en az etkilenen ülkeler arasından biri olduğununu belirten Başkan Yalçıntaş, şunları söyledi:
“Hükümetimiz, reel kesimin temsilcileri olarak bizlerin sesine her zaman kulak verdi. Zamanında açıkladığı tedbir paketleriyle ülkemizi ciddi bir kriz dalgasından büyük bir yara almadan kurtardı. Türkiye, bugün, dünyada parmakla gösterilen bir ekonomiye sahip. Dünyanın önde gelen ekonomi ve finans kuruluşları Türkiye’nin son derece büyük bir ekonomik atılım yapacağı konusunda hemfikir. İş dünyası olarak bizlere verdiğiniz desteklerle daha büyük başarılara imza atacağımıza inanıyoruz.”
Ziyaret esnasında İTO Başkanı Yalçıntaş, Başbakan Erdoğan’ı 1-5 Mart 2011 tarihleri arasında Almanya, Hannover’de düzenlenecek ve Türkiye milli katılımını İTO’nun gerçekleştireceği CeBIT Fuarı’nın açılışına davet etti.
İTO’nun girişimleri sonucu dünyanın en büyük teknoloji fuarı CeBIT’e Türkiye’nin partner ülke olacağını belirten Yalçıntaş’ın davetine Başbakan’ın cevabı ‘evet’ oldu. Fuarı, Başbakan Erdoğan ve Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in birlikte açması bekleniyor.
Yalçıntaş, Başbakan Erdoğan’a teşekkürlerini sunarak, “Türkiye’nin teknoloji yarışında önemli bir dönüm noktası olacak CeBIT’e katılımınız, bizlere güç verecek ve şirketlerimizin etkinliği çok daha artacak” dedi
Meksika Körfezi’ndeki petrol sızıntısı Obama’nın ağzını bozdurdu.
ABD Başkanı Barack Obama, Meksika Körfezi’ndeki sızıntı yüzünden ‘kimin kıçının tekmelenmesi gerektiğini’ bilmek istediğini söyleyerek, İngiltere’nin dev enerji şirketi BP’nin üzerindeki baskıyı artırmış oldu.
ABD Başkanı Barack Obama, Meksika Körfezi’ndeki sızıntı yüzünden ‘kimin kıçının tekmelenmesi gerektiğini’ bilmek istediğini söyleyerek, İngiltere’nin dev enerji şirketi BP’nin üzerindeki baskıyı artırdı.
NBC televizyonunda, Salı günleri yayınlanan “Today” adlı programda konuşan Obama, “Uzmanlarla sorun hakkında konuşmak istemiyorum. Biz o bölgedeki insanlara temasa geçiyoruz çünkü o insanlar bu konunda kimin kıçının tekmelenmesi gerektiğini biliyor” dedi.
Bu sözler, ABD tarihinin en büyük felaketlerinden biri olarak gösterilen Meksika Körfezi’ndeki sızıntıya tepki vermekte geç kaldığı için eleştirilen Obama’nın, şimdiye kadar BP’ye yönelttiği en sert eleştiriler oldu.
Obama ayrıca, bu felaketten etkilenen herkesin zararının karşılanması gerektiğini bir kez daha dile getirdi.
HALK HÜKÜMETE İNANMIYOR
Diğer yandan Washington Post gazetesi ve ABC kanalının ortaklaşa düzenlediği bir anket, ABD’lilerin yüzde 69’nunun hükümetin petrol felaketiyle uğraşma konusunda “başarısız bir işe imza attığına” inandığını gösterdi.
Sızıntının Ağustos ayına kadar tam olarak durdurulması beklenmese de BP son yaptığı açıklamalarla denize sızan petrol miktarının her geçen gün biraz daha fazla kısmını kontrol ettiğine dikkat çekti.
Diğer yandan, Washington’da bugün toplanacak olan Kongre üyeleri, BP ve diğer enerji şirketlerinin daha fazla denetlenmesini konu edinecek bir tartışma gerçekleştirecek.
Bununla birlikte, petrol sızıntısının kıyı şeridinin 193 kilometresini etkilediği belirtildi. Louisiana ve Mississippi ile Alabama adalarındaki vahşi yaşam alanlarını mahveden sızıntı, aynı zamanda Florida’nın 1 milyon kişiye iş imkanı sağlayan ve yılda 60 milyar dolar gelir elde edilen kıyılarını da etkisi altına almaya başladı.
Ahmedinejad, “İsrail bu saldırıyla, kendi yok oluşunun geri sayımını başlatmıştır” dedi.
İSTANBUL (İHA) – İstanbul’da basın toplantısı düzenleyen İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, İsrail’in, Gazze’ye yardım götüren Türk gemisine düzenlediği saldırıyı sert bir dille eleştirerek, “İsrail bu saldırıyla, kendi yok oluşunun geri sayımını başlatmıştır” dedi.
Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı (CICA) Üçüncü Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için İstanbul’a gelen Ahmedinejad, Ceylan Otel’de basın toplantısı düzenledi. Gazze’ye yardım götüren Türk gemisine düzenlenen saldırıyı kınayan Ahmedinejad, İsrail’i sert bir dille eleştirdi. Mahmud Ahmedinejad, “İsrail’in, o bölgede yeri yok. Bölgede kimse İsrail’i istemiyor. İsrail, zalim düzenin sütunu gibidir. İsrail’in uluslar arası karasularda düzenlediği bu saldırı, dünyada bir çok olayı değiştirecek. İsrail bu saldırıyla, kendi yok oluşunun geri sayımını başlatmıştır” dedi.
Gazze’ye yardım götüren gemiye düzenlenen saldırının, dünyadaki tüm insanları etkilediğini ifade eden Ahmedinejat, söz konusu saldırının, tüm gerçekleri ortaya çıkaran bir olay olduğunu söyledi. Ahmedinejad, İran’dan iki yardım gemisinin Gazze’ye doğru yola çıkıp çıkmadığı yönündeki sorular üzerine, “İran, dünyanın her yerine yardım götüren bir ülkedir” diye konuştu. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, düzenlenen saldırının ardından dünyadaki tüm halkların uyandığını da ifade ederek, gösterilen tepkilerin, insanlığın hala yaşadığını gösterdiğini söyledi.